biyoloji dünyası

10/8/2008 - Japonya'daki Anime Projeleri ve Japonya Üzerine



Doç. Dr. Serkan Anılır ile Japonya'daki Anime Projeleri ve Japonya Üzerine

Yazar: Alpin

27 Nisan 2008

Doç. Dr. Serkan Anılır, Japonya'daki başarılı çalışmaları ile medyada sıkça gündeme gelen bir bilimadamımız. Çok yönlü kişiliği ve inanılmaz iletişim kabiliyeti, idealist kişiliğiyle Japonya'da çok çeşitli çalışmalara imza atmakta. Sitemizi ilgilendiren en önemli yanı ise Japonya'da yönetmenliğini yaptığı Space Elevator adlı anime filmi, yönetmen yardımcısı olduğu Real Drive adlı anime TV serisi ve ayrıca üzerinde çalıştığı Evolution, Time Machine gibi yeni anime projeleriyle anime dünyasında ilk defa "üretici" olarak adından söz ettiren Türk olması. Hakkında çok sayıda şehir efsanesi olan, Japon'da hayranlarının fan clublerini kurduğu Doç. Dr. Serkan Anılır ile Tokyo'da Toranomon istasyonu yakınındaki bir Irish Pub'da buluşup çalışmaları, anime dünyası ve Japonya üzerine zevkli bir röportaj yaptık.

 

Alpin: Sanırım son olarak 1.5 sene kadar evvel, Tokyo'daki Türkiye Büyükelçiliği'nde, yeni kitabınızın tanıtım resepsiyonunda görüşmüştük. O zamandan bu yana Japonya'da çok sayıda projeye imza attınız. Çalışmalarınız Japonya'da anime olarak da gösterime girmeye başladı. Bunları ileride detaylıca konuşacağız. Öncelikle kendinizi kısaca bir tanıtabilir misiniz?

Serkan: 1973 Almanya doğumluyum. 35 yaşındayım. Önce Almanya'da, sonra Türkiye'de okudum. Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık fakültesinden mezun oldum. Yüksek lisans için Almanya'da Bauhaus Üniversitesi'ne gittim. Doktora için ise Tokyo Üniversitesi'ne geldim. 10 senedir de Japonya'dayım. Doktora yaparken 2000 senesinde Kajima Şirketi’ne girdim. Oradan NASA'ya gittim. NASA'da bölüm başkanlığı yaptım. 2003'de doktorayı bitirdiğimde. NASA'ya mı gidicem yoksa Japonya'da mı kalıcam, karar vermem gerekti. Japon Uzay ve Havacılık Dairesi (JAXA) çok çekici geldi. 2003'de NASA'yı bırakıp JAXA'ya geçtim. JAXA'ya kabul edilen ilk yabancıyım. Halen JAXA'daki görevime devam ediyorum. Aynı zamanda Tokyo Üniversitesi'ndeyim. Nisan 2006'da üniversitede Associate Prof. (Doçent) oldum. Kendi laboratuvarım var. Orada öğrencilerimle çalışmaya devam ediyoruz.

2006 Haziran'ında NASA'da yaptığımız Uzay Asansörü projesini Japonya'da kitap olarak yayımladım. İsmi ATA Space Elevator. Şu anda tirajı 540.000 adet. 2004 yılında da NASA'da astronotluk eğitimi almıştım. Eğitimimden sorumlu olan ise Mamoru Mori adlı Japonya'nın ilk astronotuydu. Şu anda Miraikan'ın başkanı. Kitabın madem bu kadar güzel satıyor, onu yeni bir konseptle anime yapabilir miyiz diye teklif getirdi. Sonra araya Walk şirketi girip prodüksüyonu yaptı. Araya Hayao Miyazaki girdi filan. Animeyi yapıp Miraikan'da göstermeye başladık. 2005 yılında ise üniversitede altyapısız sistemleri çalışmaya başladım. O sırada da Production I.G'nin başındaki adam bizim üniversitede hoca. Onunla bir tanışma fırsatım oldu. Uzay Asansörü'nü izlemiş, çok beğenmiş. Acaba geleceğe yönelik bir anime projesini beraber yapabilir miyiz dedi. Benim yaptığım altyapısız şehir projesi yeni animesinde geleceğin şehri olarak yansıdı. Bu nisan ayında TV'de gösterilmeye başlanıyor. Genel hatlarıyla bu şekilde.

Alpin: Bügüne kadar çok sayıda ödül almışsınız. 2004 Cambridge Üniversitesi Fizik Ödülü, 2005 Amerikan Şeref Madalyası gibi. Prinston Üniversitesi, Hong Kong Üniversitesi'de konuk profesörlük yapmışsınız.

Serkan: Bu sene de Roma, San Paulo, Napoli ve Munich üniversiteleri de dahil. Ayrıca Japonya'da Tsukuba ile Tokyo Science üniversiteleri... Saçlar dökülür yakında. Az kaldı. Yoldayım yani. Bu gidiş hiç iyi değil (gülüşmeler)

Alpin: Daha yeterince var

Serkan: Daha var.

Alpin: Türkiye'de de projeleriniz var.

Serkan: Türkiye'de Bir Günlüğüne Bilimadamı projesi var. 20 Nisan'da. Çocuklara bilim sevgisini aşılamak amaç. Ayrıca Japonya'da da NHK televizyon kanalında çocuklara yönelik bir programın sunucusuyum. Her çarşamba saat 7:20'de. Ayrıca J-Wave'de radyo programı yapıyorum... Yoğun yani... (gülüşmeler)

Alpin: Ben sizi ilk defa Türkiye'de televizyonda gördüğüm zamanı hatırlıyorum.Türkiye'ye çaycıyı getirmiştiniz. İmparatorun çayıcısını.

Serkan: Evet, evet. Tabii Türkçe'ye çevirince çaycı oluyor (gülüşmeler)

Alpin: Yurtdışına ilk defa çıkmış galiba.

Serkan: Evet. O da çok anlamlı oldu. Japon çay seremonisini Çırağan'da yaptık.

Alpin: Sizin hakkınızda medyada çok sayıda haber var. Ama bazıları bir birini tutmuyor. Doğruları bizzat sizden öğrenelim. İlk olarak, Japonya'da en genç Associate Prof. (Doçent) ünvanını alan kişi olduğunuz doğru mu? (Kaynak 1, Kaynak 2, Kaynak 3)

Serkan: Yanlış yazmışlar. Japonya'da değil, Tokyo Üniversitesi'nde olacak. Bizim okulda yaklaşık 38'dir genelde doçentlik yaşı. O da herşey yolunda giderse. Haberleri herkes kafasına göre yazıp yayımlıyor. Sonra biz de düzeltemiyoruz. Sizin verdiğiniz bilgiler en doğru olacak.

Alpin: Maalesef gazetecilerin bir kısmı yazılarını fazla abartarak veya uydurarak yazdıkları için medyadaki tüm haberlere güven olmuyor. Ben de geçmişte gazete ve dergilerde benimle yapılan röportajlardaki abartmalar ve söylemediğim halde bana mal edilen şeyler yüzünden bayağı sorun yaşamıştım. Neden böyle yaptınız diye itiraz ettiğimde, muhabirler hep suçu editörlerine atıyorlardı. "Editör yapmış haberimiz yok", "editöre birşey diyemiyoruz" falan filan bahaneler öne sürüyorlardı. En son 4-5 sene evvel gazetede yayınlanan bir röportajımda da söylemediğim şeyler bana mal edilince itiraz etmiştim. Bu seferki muhabir "Haklısınız. Açıkcası bu sefer haberin muhabiri de gazetenin editörü de benim. O yüzden öne sürebileceğim bir bahanem de yok." demişti. Ama bir düzeltme yazısı da yayımlamamıştı. Bu son oldu. Artık 4-5 senedir gazete ve TV'lerden gelen röportaj tekliflerini kabul etmiyorum. Bunun tek istisnası bildiğim, güvendiğim birkaç kişi ve güvendiğim TRT oldu. Bu yüzden sizinle de ilgili herşeyi sizden, yani birinci kaynaktan öğrenelim.

Serkan: Çok iyi olur.

Alpin: Bu arada ben de Miraikan'a gidip Space Elevator adlı animeyi izledim. Oldukça güzel bir eser. Önce, Miraikan bana biraz uzak olduğundan, bana daha yakın bir salonda izlemek istemiştim. Gösterimi yapan yerler hakkında, Walk şirketinden, animenizin prodüktörü olan Koike-san ile görüştüm. Kendisi, filmin şu an için sadece resmi web sitesinde belirtilen 3-4 yerde gösterildiğini belirtti.

Serkan: Gösterim için 28 yerle bağlantıda olduklarını biliyorum. Nisan ayından itibaren çeşitli yerlerde başlayacak. Çünkü nisanda yeni dönem başlıyor. Nisanda olmazsa eylülde. Japonya'da 28 yerde planetarium var. Miraikan'da gösterilince diğer yerlerin de alması daha rahat oluyor.

Alpin: Bir de Koike-san bana animenin farklı bir versiyonunu da hazırlamakta olduklarını söyledi. Ne farkı var?

Serkan: Her yerde planetarium olmadığı için iki farklı versiyon hazırlanmak zorundayız. Birisi planetarium için, diğeri ise düz ekran için.

Alpin: Peki daha başka anime planları var mı?

Serkan: Evet, üçüncü bir anime projemiz var. Benim Zaman Makinası adlı kitabımı, Atom Karınca'yı yapan Osamu Tezuka'nın oğlu şu anda proje haline getiriyor. Büyük ihtimalle anime haline gelecek. Plan olarak 3 sene içinde bitmesi düşünülüyor. Bu akşam da onunla buluşacağım zaten.

Alpin: Atom Karınca deyince dikkatimi çekti. O karınca değil aslında, biliyorsunuzdur.

Serkan: Evet. Ama ben konuşmalarımda çokça kullanıyorum. Ben onu eskiden karınca zannediyordum diyorum, millet gülüyor (gülüşmeler)

Alpin: Türkiye'de atom karınca diye bir animasyon gösterildi ama o animasyonun Osamu Tezuka'nın eseri ile alakası yok. Tezuka'nın eseri Atom Boy (Tetsuwan Atom). Kahramanı da robot bir çocuk.

Serkan: Onu ben eskiden Atom Karınca'yla aynı sanıyordum. Tezuka'nın oğluna söyleyince nasıl kızdı ama... " Benim babam öyle bir anime yapmadı!!! Türkiye'de karınca diye mi gösteriliyor!? " diye (gülüşmeler)

Alpin: Zaman Makinası, film olarak mı yoksa dizi olarak mı gelecek?

Serkan: 1-1.5 saatlik tek film olarak. Yine çocukların izleyebileceği şekilde olacak. Nisanda başlayan Real Drive adlı TV serisi ise büyüklere yönelik. İnanılmaz bir animasyon oldu. Dünyanın her ülkesinde rahatlıkla gösterilebilir. Tamamen gelecek üzerine, müthiş bir anime oldu. Ben bile inanamadım. Zaman Makinası ise çocuklara yönelik. Zaman Makinası kitabının satışı ise şu anda 220 bin civarında. Daha çok çocukların aldığı bir kitap.



Alpin:
Real Drive, televizyonda gece yarısından sonra gösterilecek. Özel bir nedeni var mı?

Serkan: Ben de bilmiyorum, hiç sormadım.

Alpin: Studio Ghibli'nin müzesinde yaptığınız konuşma dikkatimi çekti (Kaynak).

Serkan: Ghibli de Zaman Makinası'nın beraber animesini yapalım diyordu ama Ghibli çok büyük bir şirket olduğu için orada işler çok yavaş yürüyor. Ben olay biraz daha hızlansın istedim.

Alpin: Uzun süre yurtdışında, çeşitli ülkelerde yaşamışsınız. Almanya doğumlusunuz. İsviçre'de okumuşsunuz. 8 dil biliyormuşsunuz. Bir tanesi de Sümerceymiş.

Serkan: Sümerceyi biliyorum. 14 sene çalıştım. 12 yaşında başladım. Benim en sevdiğim hobim. Onun dışında Latince var. İsviçrede çalıştım. Almanya'da beraber yaşadığım ev arkadaşım Yunanlıydı. Doğumgünümde bana kasten bir Yunanca kursunda 6 aylık kayıt hediye etmişti. Onu kırmamak için gittim. Bunun dışında da gittiğim ülkelerden Almanca, İngilizce, Japonca, Hollandaca, İspanyolca... ve tabii Türkçe (gülüşmeler)

Alpin: Türkçe, Japonya'da yabancı dil olarak sayılıyor tabii (gülüşmeler). Sümerce öğrenmenizin özel bir sebebi var mı?

Serkan: Evet, var. Ben insanı diğer canlılardan ayıran en önemli şeyin bilgi üretmesi olduğunu düşünüyorum. Bilgiyi de diğer jenerasyonlara bırakıyor. Onu da yazıyla yapıyor. Yazıyı bulan da Sümerler. Sümerlerin yazıyı bulduğu bilinir ama onu nasıl buldu, ne bağlantısı var filan o dikkatimi çekti. Ben 12 yaşındayken Finlandiya'da 3 ay kaldım. Finlandiya'dayken bir uzmandan Sümerce öğrenmeye başladım. Dünyada Sümerce yazılar okunurken bana da danışılır. O seviyede bilgim var yani. Kanji'yi öğrenmen de daha rahat oluyor ondan sonra (gülüşmeler). Tavsiye ederim. Sümerce iyi bir dil.

Alpin: Uzay Asansörü'nü izlediğim zaman dikkatimi çekti. Karakterlerden birisinin adı Dr. Hediye Hanım. Animede uzay asansörünü yapan kişi. Anneannenizle bağlantılıymış galiba.

Serkan: Evet. Yüzü benim anneannem. Benim gelecekte gördüğüm Türk kadını o şekilde. Büyükanne olacak ama bir yanda da Uzay Asansörü'nü yönetecek. Çağdaş, akıllı ve yöneticilik kapasitesine sahip olacak. Herkes önünde selam duracak. Benim anneannem öyle bir kadındı. Bilimkadını değildi ama yönetirdi herşeyi. Animede karakterin yüzünü tartışırken aynen anneannemin yüzünü alıp koyduk, kimse de itiraz etmedi. Hediye de isim olarak Japon diline uygun diye onlar seçtiler.

Alpin: Anneannenizin gerçek ismi değil yani.



Serkan:
Değil.

Alpin: Hediye'yi siz mi tavsiye ettiniz?

Serkan: Türkçe isim olarak neler var diye sordular. Aklıma gelen isimleri sayarken bunlar dinledi dinledi, Hediye deyince "ha işte o o" dediler. Hediye'de karar kılındı. Kulağa daha yakın, akılda kalacak, hani bir de Türk kadını imajı verecek...

Alpin: Katakana ile yazması da kolay...

Serkan: Evet, katakana ile yazması da kolay.

Alpin: Dikkatimi çeken bir şey de animasyonun üretimi uluslararası bir çalışma olmuş. Yapım ekibinde özellikle Fransız stüdyolarının isimleri var.

Serkan: Pişman olduk onları aldığımıza...

Alpin: Neden?

Serkan: Fransızları biliyorsundur. Oradan gelen adam, "dünyayı biz yarattık", "ben buraya geldim işte, bana tapın" modunda bir adamdı. Onunla bayağı uğraştık. Adam tek kelime Japonca bilmiyor, yanındaki kadın da çeviremiyordu. Benim İsviçre'den gelme biraz Fransızcam var. Adam Japonlara kızıyor, bana diyor "Japonlar böyle böyle" falan diye... Bununla bayağı bir uğraştık burda. Bir daha da onlarla bir proje filan yapılmayacak. Daha uluslararası olsun, daha önce yapılmamış tarzda bir Japon animasyonu olsun diye istendi ama işte kültür farklılıkları olduğu için zorlukları da oluyor ister istemez.

Alpin: 80'li, 90'lı yıllarda Fransız-Japon ortak yapımı çok sayıda animasyon yapılmıştı. Özellikle animasyonun Fransa'da devletten büyük destek aldığı yıllarda Franime denen çeşitli ortak yapım animasyonlar vardı, ama günümüzde çok azaldı. Bu nedenle Space Elevator'ın animasyonunun Japon-Fransız ortak yapımı olması dikkatimi çekti.

Serkan: Prodüktor olan Walk şirketinin kendi tercihiydi. Ayrıca karakter dizaynlarını Studio Ghibli'den Yoshiyuki Momose yaptı. Ghibli'nin şirket olarak değil de bireysel olarak işin içinde bulunması çok daha rahat oluyor. Ghibli çok büyük bir şirket. Bir karar alınması, bir karakterin tasarlanması bile 3-4 ay alıyor normalde. Ama bu adam gelip tek başına yapınca 1 haftada oluşturdu karakterleri. O yönden çok rahat oldu.

Bu kitabın film olması zaten benim için çok büyük bir olay. Doğrusunu söylemek gerekirse bir yerden sonra artık nasıl olursa olsun, ama gerçekleşsin dedim. Ama sonuçta o kadar güzel ki. Ben mimarim. Uzay üzerine de çalışıyoruz. Bunun içine bir de animasyon girdi. O bambaşka bir dünya. O sayede, kitapta veremediğimiz bir sürü mesajı belki binlerce çocuğa ulaştırdık. Bu filmdeki en büyük başarı diye düşünüyorum şahsen.

Alpin: Filmin sonunda sizin bir konuşmanız yayınlanıyor. Orada da çocuklara oldukça güzel mesajlar veriyorsunuz.

Serkan: Evet. Ayrıca filmi özellikle 32 dakikada tuttuk. Çocuklar sıkılmasın diye. Çocuklar 30 dakikanın üzerindeki filmlerde sıkılıyorlar. Aklıma gelmişken bunun bir de ikinci bölümü çekilecek. Bu proje bayağı başarılı oldu. Beklenmeyen bir başarı oldu.

Alpin: Animasyonu da oldukça farklı. 3 boyut kavramı normal Japon animasyonlarından farklıydı.

Serkan: Evet. IMAX teknolojisi kullanıldı. Artı, olay planetarium'u iyi bir şekilde kullanabilmek. Bir de Miraikan'ın sürekli çocuklara yaptığı programlara katkısı var. Yani o yönden, orada sürekli gösteriliyor olması çok güzel.

Alpin: Maddi bir kazancı oldu mu?

Serkan: Oldu. Çünkü benim kitabımın telif haklarını kullandılar.

Alpin: Projenizin adı ise ATA.

Serkan: Evet. Ben o kelimeyi iki anlamda kullanıyorum. Bir anlamı ilk ve öncü olması. Diğeri ise Atatürk anlamında kullanıyorum. Yeni dünyalar hedeflemesi ve oraya hep beraber gitmemiz. Filmin sonunda ben şöyle diyorum zaten: "1 sene savaşmayı bırakırsak, biz uzay asansörünü yaparız". Bütçe öyle bir şey çünkü. Ama insanoğlu ne zaman biraraya gelecek, hep beraber olacak o zaman yapacağız. Zaten Uzay Asansörü projesinin bütün mesajı oydu. Ama oradaki o derin mesajı vizyoner olmak, uzaya daha çok açılmak, uzayda bilinmeyeni keşfetmek...

Alpin:

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

Hakkımda

2000'li yılların bilimi olan biyolojide yeni gelişmeleri paylaşma.

Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • RSS

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • anilir
  • mzens
  • alphiksunur
  • Kayıt: - Toplam:
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa