biyoloji dünyası

  • 14/10/2008 - deneme
  • Kategori: Gundemden
    deneme
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 29/7/2008 - tarihçilerin kutbu
  • Kategori: Gundemden

    Yaz ayları hepimiz için bir başka geçiyor.Tempo çok yüksek.Tatile çıkmak,gelen misafirleri ağırlamak.Vakit buldukça kitap okumak,denizegitmek….

    İnternete giremiyorum hızlı yaşam temposundan .Uzun zamandır blogumu ihmal ettim.Bugün bir mail aldım.Blogumu ziyaret eden ve beğenen birisinden.Üsttelik kitap okumasını da çok sevdiğini öğrendim.Bu gün onun hatırı için henüz bitirdiğim-‘tarihçilerin kutbu’ ‘’Halil İnalcık Kitabı’’—kitaptan birkaç bölüm aktarıyorum.Umarım tarihi seviyordur.

    Sayfa 226

    -Ne  yapıyorlardı?

    -Bu bilgiyi onların kendi literatüründen öğreniyoruz.Müslümanlara ait gemileri zapt ediyorlar.Hacıları yakalayıp ,burunları kulaklarını kesip çuvallara dolduruyor ve Kahire’ye ,Arabistan’a gönderiyorlar…Dehşet vermek için ..Portekizlilerin Karavel denilen yüksek bordalı gemileri var;Müslüman gemiler o gemilere ve ateşli silahlara karşı koyamıyor…

    …..

    …..

    Portekizliler,Kızıldeniz’e girmek için her yıl saldırdılar,Basra Körfezi’nde Hürmüz’ü aldılar1509’da…Kızıldenize girdiler,Cidde’yi alıp Medine’ye girmeyi,orada Hz.Muhammed’in mezarından kemiklerini alıp Kudüs’te Saint Sepulcure,yani İsa’nın mezarı ile takas etmeyi bile planladılar.

    ….

    …..

    Yani,İslam dünyası Portekizlilere karşı himaye için gözlerini Osmanlılara çevirmişti.Modern Araplar tarihlerinde bundan hiç bahsetmezler,aksine Türk devri bir sömürü ve baskı devri olarak okutulur.

    …………

    Sayfa 283

    -Peki ağız haberi deniyorsa biz bugün nereden biliyoruz?

    -Vesikalardan…E.CHARRÉRE,16.yüzyıla ait 4 cilt Fransız Arşiv vesikalarını neşretti.(Negociations de La france dans Le Levant,Paris,1860).1543 ‘te imparator Şarlken çok kuvvetli hale geldi,Ceneviz amirali Andrea Doria onun hizmetine girdi,donanması çok kuvvetlendi…Hatta bir aralık gelip Mora’da bir kaleyi aldı…O zaman Fransız kralı tekrar Osmanlı’dan yardım istiyor;sultan da Macaristan üzerinden Habsburglara ,Almanya’ya sefer yaparken denizden Fransa’ya yardım için Barbaros Hayrettin’i tayin ediyor;100 kadırgalık bir donanma ,30 bin askerle Marsilya’da kendini gösteriyor.

    ………

    …….

    Nice önünde Fransızların beceriksizliği Hayrettin’i kızdırıyor;mesela yeterince almadıkları için barutları bitiyor(gülüyor),Fransızlar askerlere vaat ettikleri yiyecek yardımı yapamıyor,Nice’yi alamıyorlar.Fakat Hayrettin’in akınları neticesinde Güney Fransa’daki bugün Provence denilen bölgenin halkı Fransız kralını tanıyor.Ertesi bahar Hayrettin tekrar İtalya sahillerini vuruyor,Fransa kralının aracılığı ile ,papalık arazisine hücum etmiyor.Yalnız Şarlken’in kontrolü altındaki bölgelere akınlar yapıyor,halkı esir ediyor vs.Fransızlara böyle yardım etmişiz,bu kadar fedakarlık yapmışız,Fransız tarihçileri bunu yazmaz.Mesela büyük Fransız tarihçisi Michelet ,’Hayrettin geldi,sultan için manastırdaki kızları toplayıp  gitti ‘’ diyor.

    -         Belli bir imajiı tekrarlıyor,ayıp

    -         -Ayıp.Michelet’nin yazdıklarını okuduktan sonra hakikati yazmak zorundayım.Bütün öğrencilerime  de söylüyorum,bizim tarihimiz Batı’da ziyadesiyle çarpıtılmış bir tarihtir.

    …………..

     

    Sayfa 394

    -Sizden önce bu konuya böyle bakan olmamış bildiğm kadarıyla değimli?

    -Türlü yaklaşımlar ama benim yorum birçok şeyi aynı zamanda açıklıyor.Benzeri bir durum Türkiye-Hindistan arasında vardı.Naima ,18.yüzyılın başında ,bizim batıdan kazandığımız altın ve gümüş ,satın aldığımız pamuklular yüzünden Hindistan’a akıyor,elimizde kalmıyor,gözlemini yapmıştır…Hintliler bizden mal almıyor ama devamlı para gidiyor oraya ;baharat,basmalar Keşmir şalı vs.alıyoruz…İlk defa bir tarihçi ,Naima ,bu bu ekonomik olaya dikkat çekmiştir.Ama Türkiye ,İngiltere gibi bir çıkış yolu bulamadı

    -Biz İngilizler gibi pamuklu imal edemiyoruz anlamında mı?Bizde de pamuklu üretiyoruz ama…

    -Bizim yaptığımız pamuklar ince türban,tülbent yapmaya uygun değil,onun için Hindistan bize her sene muazzam paraya tülbent satıyor…Koca mücevveze kavuğu bizim pamukludan yapsanız başınız düşer(gülüyor);üç-beş kilo olur.Çok ine ve altınlı türbanlar Hindistan’dan.Piyasa narhında on altına kadar çıkıyor bir türban.

    --Çok para olmalı…

    -Evet.Ne yapıyorbizimkiler o zaman ?Taklitlerini yapıyor ama rekabet edemiyor.İngilizler makine ile ucuz ve mükemmel tülbent yapmaya başlayınca İngiltere’den almaya başlıyoruz,Yani dünya pazarındaki sanayi devrimiyle İngiltere ,pamuklu sanayinde dünyada birinci oluyor.

    --Peki Hindistan’daki gelişmeler ne ouyor?Ne yapıyorlar buna karşı?
    -Orada pamuklu sanayi çöküyor,onlar da İngiliz pamuklularını kullanmaya başlıyor.O zaman Hindistan ,İngiltere’ye sadece pamuk ihraç eder duruma düşüyor.

    …..

    ….

    Sevgili Ozan tahmin ettiğin gibi bir söyleşi kitabı .Okurken karşılıklı konuşuyormuşsun gibi geliyor insana .Dünya çapında Türk tarihçi Halil İnalcık için kitabın önsözünde şöyle yazıyor

    ‘’Ömrünü tarihe,özel olarak Osmanlı tarihine vermiş,bu alanda yerleşmiş pek çok yanlışlığı düzeltmiş,tarihin bilinmeyen gerçeklerini ulaşılması en zor belgeleri konuşturarak dünyaya sunmuştur’’

    İyi tatiller…

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 10/6/2008 - Suluboya Sergisi ve Tek Kişilik Şehir
  • Kategori: Gundemden
    SERGI:
    Karagöz Sanat Evi'nde Nüket Kozluoglu'nun suluboya sergisi açildi. sergiyi 20 hazirana kadar izleyebilirsiniz.
     
     
    TIYATRO:
    Ankara Devlet Tiyatrosunun "TEK KİŞİLİK ŞEHİR" adlı oyunu

    09 Haziran Pazartesi ve
    10 Haziran Salı   iki gece
    saat: 21.00 de
    İsmet İnönü Kültür Merkezinde Ayvalıklılarla buluşacaktır.
    Bilet fiyatları: 4.00 YTL
    Bütün sanatseverleri, tiyatro severleri bu oyunu izlemeye davet ediyorum.
    Bu maili bütün Ayvalıklılara duyuralım. Biletler oyun akşamı önceden Kültür merkezinden temin edilebilir. Şimdiden teşekkürler, saygılar.
     
                                                                  
                                                                                           Ahmet UĞUR
                                                                                       Kütüphane Müdürü

    --
    Kenan Öztürk
    Karagöz Sanat Evi
    Ayvalik
    Tel. 0266 312 65 61
    www.cafeturc.com

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 5/6/2008 - Dünya Çevre Günü
  • Kategori: Gundemden

        

    Dünya, insanoğluna sunulmuş bir cennet.En güzel musiki, en güzel resim, kısacası en güzel kompozisyon.

         Bilinçsizlik, duyarsızlık,cahillik ,  aşırı tüketim, yanlış ve dengesiz üretim,  çevre kirliliği, saygısızlık ve sevgisizlik bu kompozisyonu bozuyor.Ağlıyor dünya.. Kendisine değil yaşattıklarına,  yaşatamayacaklarına ağlıyor dünya. Her yıl yüzlerce tür yok oluyor…Kaybettiklerine, kaybettiklerinin kaybettireceklerine ağlıyor dünya. Gitgide ölü bir gezegen oluyor..Ölüyor dünya…

     

    Bir dünya düşünüyorum, sevgi dağıtan

    Barış şarkısı çalınır hep bir ağızdan

    Tüm kötülük silinip çıkmış lügattan

    İşte o dünyaya özlem duyulur.

     

    O dünyada ben de bir, atelye açsam

    Bol keseden pembe gözlükler yapsam

    Nerde karamsar varsa, gözüne taksam

    Belki şu dünyamız tozpembe olur.

                                                 Şükrü Öner

     

    Özlem duyduğumuz dünyaya pembe gözlüklerle bakmak çare değil çare insan beyinlerini aydınlatmakta,çare bizde.

     

    Doğanın mucizelerini ve bize sunduğu nimetleri daha iyi kavrayabilirsek ,hepimiz insanlığın geleceği için daha duyarlı davranabiliriz.Doğanın geleceği insanların elinde .Biz insanlar yok edebiliriz de devamlılığını sürdürebiliriz de. 

     

     

    Dünyada ekolojik dengenin bozulmasının yerel alanlara etkisi ne kadardır?

     

    İnsanlık tarihi 5 milyon yıl boyunca bütün dünya canlılarının kirletme etkisinin toplamı kadarını son 100 yıl içerisinde gerçekleştirmiştir. Bu etki doğadaki canlı türleri ve besin zincirleri üzerinde yok edici bir tablo oluşturmuştur.

     

    Somut örnekler: Kutup buzullarının erimesi, iklim yapısının değişmesi, Aşırı karbondioksit ve Karbon monoksit artışı, atmosfere FloroKloroKarbon salınımı.

     

     

    Tablo Karbondioksit kirliliğinin son bin yıllık verilerini içermektedir. Görüldüğü gibi son 900 yıldaki kirlilikten çok daha fazla bir kirlilik son yüzyıl içerisinde gerçekleşmiştir.

     

     Dünya ekolojik dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkacak tablo nedir?

     

    Tarım alanları çölleşecek, orman kuşakları yok olacak, deniz yaşamındaki besin kaynağı türlerin büyük kısmı 50 yıl içerisinde tamamen ortadan kalkacak, dünyadaki oksijen-karbondioksit dengesi 100 yıl geridönüşümü imkansız bir biçimde karbondioksitten yana kırılacak, atmosfer solunum için yeterli oksijeni bulundurmayacağından boğucu bir gaz tabakası haline gelecek.

     

    Bunlar insan beslenme ve yaşama problemleriydi. Diğer türlere ne olacak;

    40 yıl içerisinde 20 binden fazla canlı türü yeryüzünden yok olacak. Ve bu yok oluş beslenme zincirinin kırılmasına yeni türlerinde onların arkasından yok olmasına neden olacak. Bu kara tablo bir senaryo değil gerçeğin kendisi olarak karşımızdadır.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 31/5/2008 - Truva Atı
  • Kategori: Gundemden

    TRUVA ATI

               Dün akşam çok güzel bir hediye aldım.Bir Truva atı.Alparslan Çanakkale gezisi sırasında benim için almış.Çok mutlu oldum.

              Truva atı,Truva savaşıâ??nda kuşattıkları kente hileyle girebilmek için Odysseusâ??un önerisiyle Yunanlılarâ??ın yaptığı tahta at.Mecaz olarak bir çevreye gizlice sokulan düşmanı,aymazlıktan yararlanan kötülüğü belirtir.

              Truva Savaşları hakkında bilgilenmek için ansiklopediye sarıldım.Aşağıdaki özet bilgiyi buldum.Fakat detaylı bilgiyi http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFFE5C29E16A7D380842B0EEF205A9A565  adresinde buldum.

    Truva Savaşı

     

     

    Truva kralı Priamos’un oğlu Paris’in ,Menelaos’un karısı Helene’yi kaçırması yüzünden çıkan bu savaş on yıl sürdü.Yunanlılar’ın (Akhalar ve Aiolisliler) önderleri,Agememnon ‘un yönetiminde ,gemilere binerek Troas’a yola çıktılar.Aralarında Aias,Akhilleus,Diomedes,Odysseus,Nestor ve Philoktetes vardı.Başlıca kahramanları Hektor ile Aineias idi. Uzayıp giden ve daha çok mahalli çatışmalara yol açan kuşatmanın sonuna doğru Akhilleus savaştan çekildi. Bu durum Akhaia'lıların az sonraki girişimini boşa çıkaracaktı. Fakat Odysseus, Yunanlıları, tahtadan bir at yapmaya ve içinde savaşçılar gizlemeye razı etti. Yunanlılar gemilerine biner gibi yaptılar. Truvalılar atı çekinmeden şehre soktu; gece olunca Yunanlılar attan çıktılar ve geri dönmüş olan yurttaşlarına şehrin kapılarını açtılar, şehri yakıp yıktılar. Aineias hayatta kalabilen birkaç kişiyle kaçabildi. Destan geleneğine dayanan efsane budur. Truva harabelerinin bulunması, bu efsaneyi doğruladı.

     

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    2000'li yılların bilimi olan biyolojide yeni gelişmeleri paylaşma.

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • RSS

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • anilir
  • mzens
  • alphiksunur
  • Sayfa: 1 - Toplam: 3
    | Sonraki Sayfa